Arama

Çorbaname

Tarihçi/Yazar Abdullah ŞAHİN’in kaleminden içinizi ısıtacak köşe yazısı "Çorbaname"

08/03/2026 18:00 | Son Güncelleme : 18/09/2026 05:39 | Okunma Sayısı : 217 | abdullahhoca.com.tr


ad image
ad image

ÇORBANAME

 

Eskiden sabah kahvaltılarının vazgeçilmezi Çorba’ydı. Şimdiki nesil bundan bi haber yaşıyor. Toplumumuzda güne çorba ile başlayan kişi sayısı gittikçe azalmaktadır. Oysaki çorbanın yerini kuş sütünün eksik olmadığı kahvaltılar bile dolduramaz.

Nedir bu çorba nereden gelmektedir?

“Çorba”, Farsça “şor” (tuz) ve “bâ” (su) kelimelerinden mürekkep “şûr-bâ”nın dilimizdeki adıdır. Kadim zamanlardan beri envai çeşitleriyle fiziksel bir ihtiyaç için var olan çorba; muhteviyatı, yapılış şekli, tadı, rengi, kokusu ve yöresiyle ait olduğu toplumda kendine özgü bir kimlik oluşturmaktadır. Orta Asya Türklerinin “yoğurt”, “un” ve “su” ana malzemeleriyle yaptıkları “oğmaç/umaç”, “katık”, “toyga”, “tarhana” gibi ürünler de çorbanın Türk mutfağındaki izlerini sürmemize olanak tanımaktadır. Bu çorbalar günümüzde de aslına yakın form, muhteviyat ve pişirme usullerini korumaktadır. Hatta Anadolu’da gerek taşra gerekse saray ahalisinin doğum, ölüm, sûr, sünnet, eğlence, düğün vb. gibi cemiyetlerinde çorbasız sofra pek az görülür. Bu sebeple taşıdığı kültürel kodlarla çorbanın sıhhi, iktisadi, menkıbevi, siyasi, askerî vb. mecralardaki varlığı, onun toplumun tüm kesimlerine nüfuz eden bir hüviyete kavuşmasına imkân tanımıştır.

Türk toplumundaki bu derinlikli etkisi, geleneğin tanığı olan klasik şiirlerin dikkatinden de kaçmamıştır. Döneminin mizah ustalarından, ünlü gazeteci ve yazar Ahmet Rasim Bey (1865-1932), “Şehir Mektupları” başlığıyla, 1897-1899 arası İstanbul’da günlük yaşamı anlatan gazete yazılarından birinde, midesine düşkün dostlarından Baba Yaver’in özellikle ramazanda, çorbaya olan düşkünlüğünün daha da arttığına değiniyor ve Yaver’in doğaçlama söylediği bir çorba manzumesini okurlarına aktarıyordu.

“Baba Yaver”, aslında Ahmet Rasim’in yarattığı hayali bir kişi olduğundan, birçok işkembeci dükkânında çerçeveletip duvara asılan bu çorba kasidesinin şairi de oydu kuşkusuz.

Çorba şiiri şöyleydi:

 

ÇORBANAME

 

Kana kuvvet göze fer batna cilâdır çorba

İllet-i cû'a deva mahz-ı gıdâdır çorba

Sağlara, hastalara ayni şifâdır çorba

Ağniya dostu, muhibb-i fukarâdır çorba

Hâsılı hâhiş ile ekle sezâdır çorba

 

"Sahne-i Lüp"te ağız Lû'bu'nın ilk perdesidir

Her zamân önde yürür, et'ime serkerdesidir

Bence hep batn-ı beşer çorba cilakerdesidir

Bütün efrâd-ı ecânib "supa" perverdesidir

Âlemin sevgilisi dense sezâdır çorba

 

Ramazanda hele bin cân ile herkes gözler

Daha gündüzden onu mîde-i hâlî özler

Çorbaya dâir olur sofrada yağlı sözler

O ise baklavanın râhını durmaz düzler

Öyle bir râhber-i bâd-hevâdır çorba

 

Ekşili, terbilyeli başlar ise âhenge

Girişir tab'-ı şikem nağme-i çengâçenge

Boyanır kîseye, efkâra göre her renge

Dar boğazlarda girer girse kaşıkla cenge

O zamân sıdk ile muhtâc-ı duâdır çorba

Ahmed Râsim

 

Ahmet Rasim’in bu dillere destan şiirinden sonra fazla söze gerek yok sanırım.

Çorba şifadır,

Şimdi çorba içmek zamanı.

Afiyet olsun.

 

 

 

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Mustafa Kemal’i hangi yakın arkadaşı öldürmek istedi?

Mustafa Kemal’i hangi yakın arkadaşı öldürmek istedi?

Cumhuriyet döneminde yaşanan unutulmaz olaylar vardır. Bu önemli olaylardan biri de Mustafa Kemal Atatürk’e 1926 yılında İzmir’de yapılmak istenen suikast girişimidir.

1 yıl önce
"Ispartalı Eşekçi Ahmet’in oğlu Sıpa Hüseyin" Abdullah ŞAHİN'in ilgiyle okuyacağınız köşe yazısı

"Ispartalı Eşekçi Ahmet’in oğlu Sıpa Hüseyin" Abdullah ŞAHİN'in ilgiyle okuyacağınız köşe yazısı

Babasının adı Eşekçi Ahmet idi. Bu Ahmet, Eğridir eşrafından Hacımemişoğlu’nun uşağı idi. Bu sırada İkinci Mahmut, yeni açtığı Harbiye Mektebi’ne subay yetiştirmek için, Anadolu’da belli başlı eşrafın oğullarından birinin askerî öğrenim için İstanbul’a gönderilmesini emretti. Hacımemişoğlu, kendi oğlundan ayrılmak istemedi. O yüzden, uşağı Eşekçi Ahmet’in oğlu Hüseyin Avni’yi (nam-ı diğer Sıpa Hüseyin’i) İstanbul’a yolladı.

10 ay önce
ÇORBANAME

ÇORBANAME

Abdullah ŞAHİN'in kaleminden "ÇORBANAME"

9 ay önce
Yorumlar

ad image
ad image